Yumuşak Doku Kanseri, Belirtileri ve Tedavisi

yorumsuz
210 okunma
Yumuşak Doku Kanseri, Belirtileri ve Tedavisi

Yumuşak Doku Kanseri

Yunanca’da “etin büyümesi” anlamına gelen sarkom, diğer bir adıyla yumuşak doku kanseri, vücudumuzda bulunan dokulara sirayet eden ve çok tehlikeli kanser türlerinden biridir. Erken teşhis yapılamazsa vücudun tüm bölgelerine yayılarak tedavinin zorlaşmasına ve uzun soluklu tedavilerin olduğu bir sürece girilmek zorunda kalınabiliyor. Vücutta çok hızlı yayılma özelliği olan bu sarkomlara zamanında müdahale edilemediği durumlarda ise ölümle sonuçlanan vakalarda gözlemlenmektedir.

Vücudumuz yumuşak dokularla sarılı olduğundan, bağ dokularından, kas kılıfından ve kan damarlarından kanser hücreleri tümörden ayrılarak tüm vücudumuza yayılma özelliği gösterebilmektedir. Kanserleşmiş hücreler ulaşabildikleri yerlere yerleşerek burada tekrar çoğalma özelliği göstererek kardeş tümörleri (metastaz yapmış tümörler) meydana getirirler. Yumuşak doku sarkomlarının büyüme hızları ve yerleştikleri dokular genellikle tümörün tipine göre değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle komşu lenflerde, akciğerde ve iskelet sisteminde görülmektedir.

Tümörlerin yaklaşık % 10’u da baş ve boyunda% 20’si göğüs ve batında, % 60’ı kollar, bacaklar ve kalçada, görülmektedir. Kanserli hücreler büyüdükçe, dokularda şişme ve yumrular oluşturur, sinir ve adaleler üzerine baskı yaptığı içinde ağrılara sebep olur.

Yumuşak Doku Kanserinin Sebepleri Nelerdir?

Yapılan tüm araştırmalara rağmen yumuşak doku kanserinin neden ve nasıl oluştuğuna dair kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Lenf sisteminin yetmezliği, arsenik vb. kimyasallarla karşılaşma, genetik yapısı, vinil klorit travmalar bu kanserin oluşma sebepleri arasında sayılabilir. Farklı dokularda yerleşmelerine rağmen bu tümörler aynı belirtileri gösterirler.

Çok nadir görülen ve genellikle de son evresinde teşhis konulabildiği için sağlık tarama programlarının sıklıkla yapılarak hastalığın ilk evrelerinde tespit etmek için çeşitli sağlık kuruluşları hareke geçmektedir. Bu sayede cerrahi müdahaleye gerek duyulmadan kısa süreli ve kontrollü tedavilerle sonuç alınmak istenmektedir.

 Yumuşak Doku Kanseri Kimlerde Görülür?

Yumuşak doku kanseri daha çok çocuklarda ve özelliklede 5-6 yaş ve öncesinde, ergenlik döneminde ve 10-25 yaş aralığındaki gençlerde sıklıkla görülmektedir. Radyasyona maruz kalan kişiler ve genetik yapılarında bu hastalığa yatkın olanlar risk altındadırlar. 5cm. den büyük, ağrılı ve az hareket eden bir kitle oluşmuş kişiler yakından takip edilmeli ve gerekli tetkikler hemen yapılarak bu hastalıktan şüphelenilmelidir.

Hastalığın tanısının konması için ortopedik onkoloğun çok dikkatli bir muayene ve görüntüleme yöntemleri başlangıç için yeterlidir. Kesin bir sonuca ulaşabilmek içinse biyopsi yapılabilir. Biyopsi, doğrudan veya CT eşliğinde özel bir iğne ile yapılabilir. Bunların yanı sıra, MRT denilen manyetik rezonans tomografisi ile de tümürün varlığı yada yokluğu veya büyüklüğü kolaylıkla saptanabilmektedir.

Yumuşak Doku Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

  1. Aşırı yorgunluk ve halsizlik,
  2. Kemiklerde zayıflık ve bazen kırılmaya kadar giden şikayetler,
  3. Kansızlık (Anemi)
  4. Aşırı ve ani kilo kayıpları,
  5. Yüksek ateş, gibi belirtiler tüm kanser türlerinde olduğu gibi yumuşak doku kanserinde de görülmektedir. Yumuşak doku tümörleri vücudumuzun tüm bölgelerine yayıldığı için, yerleştikleri yerlerdeki belirtilerde farklılık göstermektedir. Bunlardan bazıları şunlardır;

***Göz küresine yerleşen bir tümör, gözbebeğinin öne çıkmasına, göz kapaklarında şişmelere, görme kaybı ve gözlere yaptığı baskıdan dolayı ağrılara sebep olmaktadır.

***Eğer kafa tası çukuruna yerleşen yumuşak doku sarkomları varsa, beyin sinirleri çalışmaz, yüz felci ve hatta çift görmelere sebep olur.

***Burun kısmına yerleşen sarkomlar var ise nezle ve burun tıkanıklığı görülebilir.

***Yumuşak doku kanser hücreleri eğer üreme organlarına sıçramış ise kanlı idrar, vajinal kanamalar, idrar yapmada zorluk ve ağrı şikayetleri oluşur.

Yumuşak doku kanserinden kurtulmak için erken teşhis önemlidir ve tek çare cerrahi operasyondur. Tüm dokularımızda meydana geldiği için ve tedaviden iyi sonuçlar alınabilmesi bir ekip çalışmasına bağlıdır. Bu sebeple, ı göğüs cerrahisi, genel cerrahi ve damar cerrahisi uzmanları bu hastalığın tedavisi için birlikte çalışmaktadır.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 28 Aralık 2016